Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Cengizhan Canaltay “Rusya’nın Emek Piyasası: Beklentiler ve Engeller” konulu seminer verdi

 

 

Ahmet Yesevi Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Cengizhan Canaltay “Rusya’nın Emek Piyasası: Beklentiler ve Engeller” konulu seminer verdi.

Cengizhan Canaltay seminerinde ana hatlarıyla Rusya’daki nüfus sayısı ve doğum oranlarının yıllar itibariyle dinamikleri ile çalışabilir işçilerin sayısı ve yaş durumu hakkında çeşitli bilgiler sundu. Canaltay Rusya’nın son 20 yıldır demografik durumunun inişli çıkışlı bir grafik izlediğini fakat genel durumunun ise kötüye gittiğini ifade etti. Rusya’nın nüfusunun 2000-2015 yılları arasında yaklaşık 2,5 milyon kişi azalarak 144 milyona düşmesinin yanı sıra çalışabilir durumdaki nüfusunda giderek yaşlandığını belirtti. Bu iki olumsuz durumun Rusya’nın emek piyasasının karşılaştığı en büyük sorunlar arasında yer aldığını vurguladı.

Bu noktada vermiş olduğu bilgiler içerisinde Rusya’da çalışabilir nüfusun ortalama yaşının 2015’de 40,6’ya çıktığını ve 2011-2015 yılları arasında ise 3,6 milyon kişinin çalışabilir nüfus grubundan ayrıldığını dile getirdi. Öte yandan 30 yaş altı grubunun toplam çalışabilir nüfus sayısının sadece 22%’sini oluşturduğunu belirtti. Seminerin devamında Rusya’nın nüfus dinamiği konusunda önemli kırılma noktaları hakkında değişik bilgiler sundu.

Bunların arasında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından Rusya’da doğum oranlarının ciddi şekilde düşmesine bağlı olarak nüfus artışında belirgin bir gerileme yaşandığını ifade etti. Örneğin Rusya’da doğurganlık oranının 1987’de kadın başına 2,2 doğum oranından 1993’de 1,38’e indikten sonra 1999’da tarihinin en düşük seviyesi olan 1,15’e düştüğünü ve daha sonra kademeli olarak yükselmeye başladığını belirtti. Doğum oranlarındaki sert düşüşün nüfus artışını olumsuz etkilemesi nedeniyle doğum ve ölüm sayıları arasındaki farkın 2000 yılında neredeyse 1 milyona çıktığının altını çizdi.

Rus hükümetinin 2007 yılında uygulamaya koyduğu aile yardım paketi sayesinde doğurganlık oranlarında belirgin artış yaşanarak 2015 yılında bu rakamın 1,8 seviyesine ulaştığını ifade etti. Lakin Birleşmiş Milletlerin hesaplamalarına göre ülkelerin sürdürülebilir bir nüfus dinamiğine sahip olmaları için bu rakamın en az 2,1 olması gerektiğini dile getirdi. Bu açıdan bakıldığında her ne kadar Rusya’daki durum son yıllarda iyileşmeye başlasa da bunun yeterli görülmemekte olduğunu vurguladı. Doğurganlık oranındaki düşük sayılabilecek bu rakamın Rusya’nın gelecekte demografi ve emek piyasasında yeterli düzeyde çalışan bulma konularında ciddi sorunlar yaşayabileceğini işaret etmekte olduğunun altını çizdi. Şu an ki durumda Rusya’nın emek piyasasındaki yaşlılık ve yetersiz sayıda yerli işçi bulma sorununu doğal yollardan halletmesinin zor görünmekte olduğunu ifade ederek kısa ve uzun dönemli göç politikalarına ağırlık verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Seminerin sonunda katılımcılar Rusya ve Orta Asya’da emek piyasası ve nüfus dinamikleri konularında görüş alışverişinde bulundular.