Avrasya Araştırma Enstitüsü Araştırmacılarından Omirbek Hanayi “Çin'deki Türk Halkları” konulu bir seminer verdi.

 

Seminer programına Çin'deki Türk halklarının tarihçesi, coğrafi konumu, nüfus sayısı ve gelenekleri hakkında bilgiler aktararak başlayan Omirbek Hanayi, Çin’deki Türk halklarının mevcut ekonomik ve sosyal durumundan da bahsetti. Tarihsel açıdan Türkçe konuşan halkların eski zamanlardan beri Çin'in komşuları olduğunu ifade eden Omirbek Hanayi, şu anda Çin’de Kazak, Kırgız, Uygur, Özbek, Tatar, Salar ve Sarı Uygur (Yugur) gibi Türk unsurlarının yaşamakta olduğunu ve bu halkların çoğunlukla Sincan, Kansu ve Çinghay eyaletlerinde yoğun olarak bulunduğunu dile getirdi. Ayrıca, Çin'in 2010 yılı nüfus sayımına göre, ülkede 10,069,346 Uygur, 1,462,588 Kazak, 186,708 Kırgız, 10,569 Özbek, 3,556 Tatar, 130,607 Salar ve 14,378 Sarı Uygur’un yaşamakta olduğunu belirtti.

Çin'deki Türk halklarıhakkında detaylı bilgi sunan Omirbek Hanayi, Kansu eyaletinin Sunan Yugur Özerk ilçesinde yoğun olarak yaşayan Sarı Uygurların esas olarak hayvancılık ile uğraştıklarını, düzenli olarak milli bayramlarınıkutladıklarını ve geleneksel at oyunlarını oynadıklarını dile getirdi.Ayrıca, eski Türkçeye en yakın olan Sarı Uygurcanın Çin ve Tibet dillerinin büyük etkisi altında kaldığını ifade ederek bunun sebepleri arasında Sarı Uygurların Buda dininin bir kolu olan Lama dinini kabul etmesini ve günümüzde bir yazı dillerinin olmamasını gösterdi.Türkmen kökenli Salarlar’ın ise Çinghay eyaletindekiŞunhua Salar Özerk ilçesinde ve Kansu eyaletinde yoğun olarak yaşadıklarını ifade etmenin yanı sırabu halkın ağırlıklı olarak tarım ile küçük ölçekte ticaretle ilgilendiklerini de ifade etti.Soy ilişkilerini sıkı tutan Salarların milli geleneklerini koruma çabalarına rağmen, kendi yazı dillerinin olmaması nedeniyle Çin yazı dilini kullanmak zorunda olduklarını söyledi.

Seminerin devamında Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan Kazak, Uygur, Kırgız, Özbek ve Tatar halklarının yerleşim ve yaşam özelliklerine değinen Omirbek Hanayi, son zamanlarda Çin'in etnik politikasındaki değişimler ve Sincan'daki siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmeler nedeniyle bölgedeki Türk halklarının din ve dil açısından birtakım baskı ve kısıtlamalara maruz kaldıklarını belirtti.

Seminerin sonunda katılımcılar, Çin'deki Türk halkları ve Çin'in etnik politikası hakkında fikir alışverişinde bulunup akılda kalan sorulara cevaplar aradılar.