Doç. Dr. Bünyamin Bezci “Avrupa’daki Aşırı Sağ Oluşumları Anlamak” konulu seminer verdi.

 

 

24 Nisan 2017 Tarihinde Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden Doç. Dr. Bünyamin Bezci “Avrupa’daki Aşırı Sağ Oluşumları Anlamak” Konulu Seminer Verdi.

Doç. Dr. Bünyamin Bezci seminerinde ana hatlarıyla Avrupa’daki aşırı sağın yükselişinin tarihçesi, nedenleri ve Avrupa’daki politik yapıya etkileri konuları hakkında detaylı bilgiler sundu. Avrupalı siyaset bilimcilerin aşırı sağ akımların tepkisel siyasal eylemler olduğunu ve gelip geçici olduklarını belirttiğini ifade etti. Kapitalist sistemde devlet, ulus ve piyasa odaklı siyasetin olduğunu ve Dünya’nın piyasa odaklı siyasetten geri çekilmeye başladığını belirtti. Bu geri çekilişin piyasaların özgürlüğünden vazgeçilmesi ile ulusal homojen yapıyı etkileyerek ortaya bir kimlik krizinin ortaya çıktığını ve yükselen aşırı sağı bunun bir semptomu olarak değerlendirdiğini iletti. Burada 1990’lı yıllardaki öteki ile nasıl yaşarım politik temelinden 2008 krizi sonrası biz kimiz sorusuna bir yöneliş olduğu yönünde görüşlerini bildirdi ve bu aşamada üstünlük yerine ben nasıl farklıyım sorusunun öne çıktığını sözlerine ekledi.

Bezci Avrupa’daki aşırı sağın kendilerini aşırı sağ yerine toplumun gerekliliklerini düşünen radikal merkez olarak gördüklerini belirtti. Bu anlamda aşırı sağın zaman içerisinde de taktiksel anlamda değişim göstererek kendi kimliklerini öne çıkaran bir farklılaştırma arayışına girdiklerini vurguladı. Aşırı sağın güçlenmesinin nedenleri arasında medyanın rolü ile ekonomik gerekçelere ek olarak sağ kanatta karizmatik bir lider olmamasının da etkisinin bulunduğunu dile getirdi. Avrupa’da aşırı sağın sadece kendi fakirlerine yardım etmeyi amaçlayan refah milliyetçiliği yaptıklarını ifade etti. Aşırı sağın her AB ülkesinde kendilerini farklı şekillerde adlandırdıklarına değinerek Avusturya ve Hollanda’da özgürlükçü, İngiltere’de bağımsız, Fransa’da milliyetçi ve Almanya’da ise alternatif olarak kendilerini tanımladıklarının altını çizdi. Avrupa çapında birleşemediklerini ve bir patronların olmadığını lakin bu grupların daha çok kuzenler gibi davrandıklarını sözlerine ekledi. Milliyetçiliğin mayalama gücü olduğu sözünden yola çıkarak aşırı sağın marjinal gruplar olmaktan çıkarak bütün siyasi söylemlerin içinde yer aldıklarını ifade etti. Bunun sebepleri arasında eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher döneminden başlayarak aşırı sağı sahiplenerek bitirme politikasının 30 yılı aşkın süredir uygulanması nedeniyle sağ partilerin kendilerinin aşırı sağa kaydığını dile getirdi. Bu akımın dışında kalan tek grubun Yeşiller olduğunu ifade etti.

Aşırı sağın anti-semitist değil de anti-Müslüman olduklarını ve teolojik bir savaş vererek Müslümanlara karşı değil de Kuran’a karşı olduklarını ifade etti. Aşırı sağın kendi içindeki tersliklere vurgu yaparak Avrupa kimliğine sahip çıkarken AB’yi ve Brüksel’i eleştirdiklerini sözlerine ekledi. Günümüzde aşırı sağın farklıların AB’de yeri olmadığını ve AB değerlerini benimsemeyenlerin dışlandığını belirtti. Bu noktada İngiltere için Polonyalıların, topluma entegre olmuş Pakistanlılardan daha büyük bir sorun olarak görüldüğünü ifade etti. Dahası aşırı sağın özgürlükler alanının sadece AB’lilere özgü olduğunu ve öteki ile yaşamanın gerekli olmadığını düşündüklerini ifade etti. Son olarak AB’nin devlet ve toplum düzeyindeki politikaları arasında ciddi farklılıkların olduğunu ve bunun gelecekte önemli sorunlar yaratabileceğini belirterek konuşmasını bitirdi.

Seminerin sonunda katılımcılar Avrupa’daki aşırı sağın yükselişine dair çeşitli konularda görüş alışverişinde bulundular.