Ahmet Yesevi Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsünde “Ulu Bozkırın Hazineleri: Kazakistan’ın Yeni Arkeolojik Buluntuları” konulu panel düzenlendi

29 Ocak 2019 tarihinde Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü ve Kazakistan Milli Müzesi işbirliğiyle “Ulu Bozkırın Hazineleri: Kazakistan’ın Yeni Arkeolojik Buluntuları” konulu panel düzenlendi.

Panelin açılış konuşmasını yapan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız, Türk halklarının çoğunun anayurdu sayılan Kazakistan’ın bozkırlarında Türk halklarına ait ortak kültürel mirasların sınırsız sayıda olmasının, Türk dünyası için büyük önem taşımakta olduğunu dile getirdi. Ayrıca onların araştırılması, gün ışığına çıkarılması ve bütün dünyaya tanıtılmasının günümüzün önemli şartlarından biri olduğunu vurguladı. Bu yöndeki araştırmaların sürdürülmesine Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesinin her zaman destek sağlamaya açık olduğunun da önemle altını çizdi.

Mütevelli Heyet üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek de, konuşmasında, Kazakistan arkeolojisindeki başarıların desteklenmesinde Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in büyük katkısı olduğunu söyledi. N. Nazarbayev’in ortaya koyduğu devlet programları ve stratejilerinin, kültürel mirasların araştırılması ve devlet düzeyinde korunmasında bir görev anlamını taşıdığına değindi.

Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü, Doç. Dr. Vakur Sümer de,  Kazakistan bozkırlarında göz önünde bulunan kültürel miraslarının dışında, toprak altında bulunan ve henüz bilinmeyen, araştırılması gereken konuların önemi üzerinde durarak, onların dünyaya tanıtılması ile dünya tarihinde Kazakistan’ın yerinin daha doğru anlaşılacağını söyledi. Türkiye’deki okullardaki tarih alanındaki ders kitaplarında Kazakistan’da Yesik kurganından bulunan Altın Adam’ın resminin ve bilgilerinin olmasının Türkler’in anayurdu Kazakistan’ın tanınmasına büyük katkı sağladığını iletti. Yeni buluntuların da Kazakistan bozkırlarının çok derin tarihe sahip olması, ve bu topraklarda çok eski bir Türk medeniyetinin mevcut olduğunun göstergesi olduğunu vurgulayan Vakur Sümer, konuşmasının sonunda panelin sunucularını misafirlere tanıttı ve bütün katılımcılara teşekkürlerini iletti. 

Panelin ilk konuşmacısı, Kazakistan Cumhuriyeti Milli Müze Bilimsel Araştırmacısı ve Pamukkale Üniversitesi Doktora Öğrencisi Sırım Yessenov “Kazakistan Arkeolojisindeki Yeni Araştırmalar” konusunda konuşmasını yaptı. Kendi çalışmasında Yessenov, Kazakistan genelinde Milli Müze ekipleri tarafından günümüzde yapılmakta olan kazı işleri hakkında geniş bilgiler sundu.

Al Farabi Kazak Milli Üniversitesi Tarih, Arkeoloji ve Etnoloji Fakültesi’nden değerli katılımcı Prof. Dr. Madiyar Eleuov, “Kazakistan’ın Ortaçağ Şehirleri ve Türk Dünyası” başlıklı konuşmasında 2000-2004 yılları arasında Türkistan bölgesinde Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin destekleri ile sürdürülen arkeolojik kazı işlerinin sonuçlarından bahsetti. Gelecekte bu konuda Kazak-Türk ortak arkeolojik heyetini kurarak bu alanda işbirliğinin artırılması gerektiğini ifade etti. 

Kazakistan Milli Müzesi Halk Hazinesi Araştırma Enstitüsü Uzmanı Aybar Kassenalin, “Sarıarka’nın Altın Orda Dönemi Arkeolojisi: Yeni Buluntular” konulu sunumunda öncelikle Sarıarka’nın kavramsal özelliğine değindi. Bölgenin Altın Orda dönemi ile ilgisini Kazakistan arkeolojisi tarihindeki yeni buluntu açık göstermekte olduğunu ileri sürdü. Sarıarka bölgesinin Kazakistan’ın Karagandı-Jezkazgan bölgesi olduğunu belirten Kasenalin, Joşı Han’ın mezarlığında Joşı Han zamanına ait altın ksenin bulunduğu hakkındaki müjdesini katılımcılarla paylaştı. Altın kâsenin özellikleri, onun yanında mezarlıktan bulunan altın küpeler, ipek kumaşın altın ile işlenmesi çerçevesinde, o dönemin tarihinden önemli bilgiler sunduğunu vurguladı

Panel sonunda Enstitü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer, Kazakistan arkeolojisindeki yeni buluntu Altın Kase’nin değerli katılımcılara gösterilmesi ve tanıtılması konusunda Aybar Kasenalin’e sonsuz teşekkürlerini iletti. Ayrıca Nursultan Nazarbayev’in Büyük Bozkırın Yedi Yönü adlı makalesinde de belirtildiği gibi, Kazakistan’ın lalenin vatanı olarak değerlendirilmesi ile bulunan altın kâsenin işlenmesinde lale çiçeğinin kullanılması arasında büyük bir bağ olduğunu ifade ederek, panel katılımcılarına katılım sertifikalarını takdim etti.