Ahmet Yesevi Üniversitesinde Türkistan Türk Dünyasının Beşiği Sempozyumu

 

Ahmet Yesevi Üniversitesi ile Türkistan Eyalet Valiliği işbirliğinde ‘’Uluslararası Türkistan Türk Dünyasının Beşiği’’ adlı sempozyum kültür merkezinde gerçekleştirildi. Sempozyum, Kazakistan Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in “Büyük Bozkırın Yedi Unsuru” başlıklı makalesi çerçevesinde Türkistan’ın dünya tarihini ve kültürünü araştırmak amacıyla gerçekleştiriliyor. 

Türkistan Eyalet Valisi Ömirzak Şökeyev’in katılımlarıyla gerçekleşen sempozyumun moderatörlüğünü Rektör Prof. Dr. Bolatbek Abdrasilov yaptı. Sempozyuma, Kazakistan, Özbekistan, Rusya ve Türkiye’den bilim insanları ve Türkologlar katıldı.  

Vali Şökeyev açılış konuşmalarında, Nursultan Nazarbaev’in Ulu Bozkırın Yedi Unsuru makalesinin sadece Kazakistan için değil tüm Türk dünyasının kültürel değerleri açısından önemine vurgu yaptı. Şökeyev, kadim Türkistan’ın Türk medeniyetlerinin beşiği olduğunu ve bilimde, sanatta ve felsefede birçok bilim adamı bu coğrafyada yetiştiğini söyledi. Hoca Ahmet Yesevi’nin burada yaşamış olmasından dolayı bu şehrine Türkistan adının verildiğini belirterek, tüm Türk dünyasında Hoca Ahmet Yesevi Piri Türkistan olarak tanındığını dile getirdi. 

Açılış konuşmalarının ardından sempozyumun genel oturumunda Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar ‘’Nursultan Nazarbaev Ulu Bozkırın Yedi Unsuru” konulu bildirisini sundu.

Rektör Vekili Tomar sunumunda özetle; “Ulu Bozkırın Yedi Unsuru’nda en önemli başlıklardan birini Türkistan ve Hoca Ahmet Yesevi babamız oluşturmakta. Yaklaşık bin sene önce onun bu topraklarda ortaya koyduğu öğreti, hoşgörü Balkanlara, Fas’a, Yemen’e ulaşmış, Mevlana’da, Yunus Emre’de ve Sarı Saltuk’ta vücut bulmuştur. Bugün Ortadoğu’da kan ve gözyaşı varsa bunun nedeni bizlerin bu öğretiyi kaybetmiş olmasıdır. Bizler Ahmet Yesevi babamızın öğretisini bu topraklardan, manevi başkentten tekrar yaymak istiyoruz. Bütün Türk dünyasıyla, Kazak kardeşlerimizle bu meseleyi çözmemiz gerekiyor. Tarihimizle gurur duyduğumuz gibi bizler de üniversite olarak adını taşıdığımız Hoca Ahmet Yesevi babamızın izinde Türk dünyasının Rönesans’ı olacak bilimsel ve teknolojik çalışmalar yapmalıyız. Bu  bizlere düşen tarihi bir sorumluluktur” şeklinde ifadeler kullandı.