Avrasya Araştırma Enstitüsünde Prof. Dr. Gülnar Nadirova “Din ve Devlet: Sovyetler Birliği’nin İlk On Yılı” Başlıklı Bir Seminer Verdi25 Nisan 2020

 

 

Avrasya Araştırma Enstitüsünden Prof. Dr. Gülnar Nadirova, 23 Nisan 2020 Tarihinde “Din ve Devlet: Sovyetler Birliği’nin İlk On Yılı” başlıklı bir seminer verdi.

Prof. Dr. Gülnar Nadirova seminerinde, Sovyetler Birliği’nde din ve devlet arasındaki ilişkinin gelişimi hakkında bilgiler verdi. Nadirova’ya göre din ve devlet arasındaki ilişkinin tarihi hakkındaki bilgimiz, yakın zamanda arşiv belgelerinin ortaya çıkması sonucu bazı değişikliklere uğramıştır. Yeni bilgileri tarihsel olaylarla mukayeseleyerek bu konuda yeni bir resim oluşturabiliriz. 1918 yılında Sovyet Halk Komiserleri’nin ilk kararnamesi uyarınca, devlet ve din arasındaki ilişkinin tamamen yok edildiğini anlatan Prof. Dr. Gülnar Nadirova, aynı zamanda dinin devlet tarafından finanse edilmesi ve kamusal eğitim kurumlarında din dersinin öğretilmesinin durdurulduğunu belirtti.

Seminerin devamında Prof. Dr. Gülnar Nadirova, SSCB’nin kuruluşundan itibaren giderek dine karşı daha fazla düşmanca bir politika izlemeye, ibadethaneleri kapatmaya ve din adamlarına zulmetmeye başladığını belirtti. Nadirova, bu politikanın özellikle 1937 ve 1938 yıllarında çok ciddi boyutlara ulaştığını, binlerce din adamının baskı altına alındığını aktardı. Devletin İslam’a karşı tutumunun, Hristiyanlığa kıyasla nispeten daha yumuşak olduğunu belirten Nadirova, bunun nedenlerinden biri olarak, İslam’ın hükümet tarafından SSCB’nin Müslüman bölgelerinde kontrolü kazanmak için bir araç olarak kullanılması hususunu  dile getirdi.

Prof. Gülnar Nadirova, genel olarak SSCB’deki İslam’ı, 'resmi' ve 'gayri resmi' İslam olarak iki kısımda anlamamız  gerektiğini  anlattı. Buna göre, resmî İslam, devletin kontrolü altındaki İslam’ı ifade ederken; gayri resmî  İslam ise, Sovyet hükümetinin desteklemedigi her türlü dini tezahürü  kapsamaktaydı. Prof. Dr. Gülnar Nadirova, sunmakta olduğu çalışmanın hazırlanması için arşivden belge kullandığını ve aynı zamanda dini figürlerle yapılan çeşitli röportajlardan faydalandığını da dile getirerek seminerini sonlandırdı.