Ahmet Yesevi Üniversitesinde “Türk Dünyası’nın Ortak Somut Olmayan Kültürel Mirasları” Konuşuldu08 Mayıs 2020

 

 

 

Ahmet Yesevi Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Enstitüsünün düzenlediği haftalık telekonferanslar kapsamında bu hafta UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. M. Öcal OĞUZ “Türk Dünyasının Ortak Somut Olmayan Kültürel Mirasları” konulu bir konferans verdi. 07 Mayıs 2010 Perşembe günü çevrimiçi (on-line) olarak yapılan etkinliğin moderatörlüğünü Ahmet Yesevi Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Bekir Şişman yaptı. Türkiye ve Kazakistan’dan ilgi ile izlenen konferansa Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız, Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen, personel ve öğrenci katıldı. 

Konuşmasında Prof. Dr. M. Öcal Oğuz özetle şunları söyledi: “UNESCO kültür konusunda şimdiye kadar altı sözleşme yaptı. Bu sözleşmelerde amaç kültürel mirası korumaktır. 2003 yılında SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Miras) sözleşmesini yapmıştır. Bu sözleşme kabaca beş kategoriye ayrılır ve bunlar sözlü edebiyat, dans ve müzikler, şenlik ve festivaller, doğa olayları ve el sanatları gibi alanlardır. UNESCO bunların korunmasını, kuşaktan kuşağa aktarılmasını, devamlılığının sağlanmasını ister ve üye ülkelerden de bu konuda adımlar atmasını bekler. Çünkü bu değerler bizim farklılığımızı ve zenginliğimizi simgeler. Bu bağlamda Türk Dünyasının da UNESCO’da temsil edilen hem bölgesel hem de genel pek çok değeri vardır. UNESCO, SOKÜM listesinde 195 ülkeden 509 kültürel değer vardır. Bunlardan 66 kadarı Türk Dünyasındandır. Örneğin bu sayının 18 tanesi Türkiye’dendir, 10 tanesi Kazakistan’dandır. Dede Korkut Destanı ve Müziği, Nevruz, Hıdrellez, Manas Destanı, Köroğlu Destanı, İnce ekmek (yufka), kece yapımı, yurt, Âşıklık-Akınlık Geleneği, atışma sanatı, halı dokuma, çeşitli müzik ezgileri aslında Türk Dünyasının ortak değerleridir ve Ortak Somut Olmayan Kültürel Miraslarıdır.

Türk Dünyası’nda 2008 yılında ortak seminerler başlatılmıştır. Türk Dünyasının kültürel birlikteliğine, birlikte çalışma kültürüne burada katkı sunulmuştur. UNESCO’da Türk Dünyasının temsilcileri ve Milli Komisyonlar olarak ortak platformlar oluşturuldu; birlikte çalışma ve karar alma mekanizmaları çalıştırıldı. Bu ortak seminerlerde Türk Dünyasının Ortak SOKÜM’ünün neler olabileceği kararlaştırıldı. Bu arada TÜRKSOY, Türk Akademisi, Türk Keneşi gibi oluşum ve kuruluşlardan da destek alındı. Ancak bu kültürel mirasın sosyal hayata, sanata, sinemaya, kültüre, çizgi filime de yansıtılması gerekiyor. Bu mirasların korunması ve dünya ile buluşturulması noktasında devletin diğer kurumlarından elbette destek alıyoruz; ancak bunlar yeterli olmuyor. Bu aşamada daha fazla gayret gösterilmeli ve emek verilmelidir, diye düşünüyorum.” 

Ahmet Yesevi ve onun öğretisi hakkında da görüşlerini beyan eden Oğuz bu konuda da şunları söyledi: “Ahmet Yesevi Türk Dünyasının ortak manevi değeridir ve manevi direğidir. Onun hayatı, menkıbeleri, öğretisi kuşaktan kuşağa Anadolu’ya gelmiş ve Anadolunun dört kutbu olarak da zikredilen Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli ve Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri kendilerini Ahmet Yesevi ile ilişkilendirip, bir nevi onun manevi öğrencileri olmuşlardır. Milli komisyonumuzun gayretleriyle 2016 ve 2017 yılları UNESCO’da Ahmet Yesevi Yılı olarak kabul edildi. Altı yüzden fazla etkinlik düzenlendi. Ancak bu konuda bir süreklilik olmalıdır. Yani 2016-2017 yılları geçti, Yesevi bir kenara bırakılmalı değil; bilakis onu bize hatırlatacak, unutturmayacak, gelecek kuşaklara onun eserlerini ve öğretilerini miras olarak bırakacak etkinliklerin başlangıcıdır 2016 yılı.”

Prof. Dr. Öcal Oğuz’un ilgi ile takip edilen konferansı soru-cevap bölümünün ardından teşekkür konuşmalarıyla son buldu.