Ahmet Yesevi Üniversitesinde “Bağımsızlığının 29. Yılında Kazakistan ve Yeni Dönem Şifreleri” Paneli Düzenlendi17 Aralık 2020

15 Aralık 2020 tarihinde Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ve Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü iş birliğinde 16 Aralık Kazakistan Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Günü anısına, “Bağımsızlığının 29. Yılında Kazakistan ve Yeni Dönem Şifreleri” ana temalı çevrimiçi panel gerçekleştirildi.

Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer’in moderatörlüğünü yaptığı “Bağımsızlığının 29. Yılında Kazakistan ve Yeni Dönem Şifreleri” panelinin açılış konuşmalarını yapmak üzere Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sayın Abzal Saparbekuly ve Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Prof. Dr. Muhittin Şimşek panele katıldılar.

İlk olarak açılış konuşmasında bulunan Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sayın Abzal Saparbekuly, öncelikle bu özel günün önemini vurguladı ve panele emek veren herkese teşekkürlerini iletti. Sayın Büyükelçi Abzal Saparbekuly konuşmasında, Aralık ayının Kazakistan tarihi bakımından çok önemli bir ay olduğunu belirtti. 5-13 Aralık 1917 tarihlerinde Orenburg şehrinde 2. Kazak Kurultayı’nın yapıldığına ve bunun sonucunda Alaş Özerk Devleti ilan edilmiş olduğuna değinen Sayın Büyükelçi, aradan neredeyse 70 yıl geçtikten sonra 16 Aralık 1986 tarihinde yine Kazak gençlerinin Almatı’da Kazakistan halkının milli iradesini yok sayan Sovyet kararını protesto ettiğini ve kanlı bir şekilde bastırılsa da bu olayın Kazak halkının özgürlük mücadelesinin simgesi hâline gelmiş olduğunu bahsetti. Kaderin ilginç bir cilvesi olarak Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkıldığını ve 16 Aralık 1991 tarihinde Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan etmiş olduğunu belirten Sayın Büyükelçi, bugün gelinen aşamada geriye dönüp bakıdığında 29 yıl zarfında Kazakistan'ın büyük başarılara imza attığını vurguladı. Kazakistan’ın kısa sürede devlet yapılanmasını tamamlamış, ülke içinde barış ve huzuru tesis edebilmiş olduğunu söyleyen Sayın Büyükelçi, Kazakistan’ın çeşitli etnik grupların bir arada uyum içinde yaşadığı bir ülke hâline geldiği, yani çeşitli etnik ve dini kimlikleri ile Kazakistan halkı aynı değerleri paylaşan bir ulus hâline geldiğinin altını çizdi. Bu programın hazırlanmasında emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ederek konuşmasın bitirdi.

Sonraki açılış konuşmasını gerçekleştiren Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Prof. Dr. Muhittin Şimşek, dost ve kardeş Kazakistan'ın bağımsızlığının 29. yıl dönümü Kazakistan halkını ve Kazakistanlı kardeşlerimi tebrik ederek bu sevinçlerini ve mutluluklarını her zaman paylaştığını belirtti. Türkiye’nin Kazakistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olmakla her zaman gurur duyacağını, Kazakistan'ın sevincinin her zaman Türkiye’nin kendi sevinci gibi olduğunu dile getirdi. Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin iki ülke ilişkisi ötesinde, aynı ataların torunları olan halkların, milletlerin dostluğu ile beraber özel bir ilişki mahiyetinde olduğunu vurguladı. Türkiye ve Kazakistan iki kardeş ülke samimiyetiyle birbirlerini desteklemiş olduklarını ve zor günlerde başarılı bir sınav verdiklerini ifade ederek dili, kültürü ve tarihi bir olan bu iki halkın binlerce yıl geriye dayanan ortaklığının Avrasya coğrafyası için de büyük anlamlar taşıdığını söyledi. Kazakistan’ın stratejik öneminin ve coğrafi konumunun çok daha ötesinde, soydaş ve dindaş olunması sebebiyle Türkiye ve Kazakistan arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarının her zaman sağlam olduğunu belirtti. Kazakistan’ın gelişimine katkıda bulunmak, ticari ilişkilerin dışında da birlik ve beraberliği geliştirmenin Türkiye’nin sorumlulukları arasında olduğunu söyledi. Kazakistan’ın geleceğe emin adımlarla, bölgesel bir güç olarak yürümeye devam etmekte olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Muhittin Şimşek, 29 yıl içerisinde Kazakistan’ın nereden nereye geldiğini kendilerinin de müşahede ettiklerini vurguladı. Prof. Şimşek sözlerine şöyle devam etti: ‘‘29 yıl insanların ömründe bir anlam ifade edebilir fakat ülkelerin ömründe 29 yıl çok az bir zamandır. Ama bu kadar az bir zaman içerisinde güçlü liderliğiyle kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in güçlü liderliği ile ve bugün de yine onun yolundan devam eden Kasım Jomart Tokayev’in liderliği ile Kazakistan Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır. Sayın Prof. Dr. Muhittin Şimşek, son söz olarak kardeş Kazakistan Cumhuriyeti'nin bu bağımsızlık gününü can-u gönülden tebrik ettiğini ve herkese saygılar sunduğunu ifade ederek konuşmasını bitirdi.

Küresel Ekonomi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Akimjan Arupov dünya ekonomisi içinde Kazakistan’ın ekonomi gündemi ve ekonomik eğilimlerinden bahsetti. 1991 yılında Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana kendisini dünya ekonomisine uyarlamak adına önemli adımlar attığını belirtti. Kazakistan’ın özellikle anti nükleer çalışmalarda da kendisini gösterdiğini ve Semipalatinsk şehrindeki nükleer deneme alanını kapattığını hatırlatmıştır. Prof. Dr. Arupov, sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Kazakistan, bölgesinde ekonomik lider bir ülke olma yolunda da gereken adımları atmaktadır.Kazakistan geliştirdiği diplomasi ile dünya kamuoyunda saygınlığını kazanmış bir ülke olarak yapıcı politikalarla bölgedeki barış ve istikrarın sürmesi için mücadele etmektedir. Bağımsızlığının ardından bir nebze rahatlayan Kazakistan geliştirdiği diplomasi ile dünya kamuoyunda saygınlığını kazanmış bir ülke olarak yapıcı politikalarla bölgedeki barış ve istikrarın sürmesi için mücadele etmiştir’’. Prof. Dr. Arupov, panele emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerini tamamladı.”

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Avrasya Çalışmaları Öğretim Üyesi Dr. Turgay Düğen 16 Aralık, bağımsızlık ve milli kimlik konuları üzerinde sunumunu gerçekleştirmiştir. Kazakistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının yıldönümünü her Kazakistan vatandaşı gibi kıvançla kutladıklarını ve tarihteki ilk Türk kağanlığının içerisinden çıkan Türk halkları gibi büyük Türk milleti ailesinin bir mensubu olarak Kazakistan bağımsızlığını aynı kıvançta aynı gururla paylaştıklarını belirtmiştir. Dr. Düğen’e göre, 16 Aralık, Kazakistan'ın bağımsızlığının yıl dönümüdür ancak aynı zamanda Sovyet tarihi ve dünya tarihi açısından 1986 olaylarından dolayı bir dönemin de bir kırılma noktasıdır. Bu vesileyle 16 Aralık olaylarına katılan yani Jeltoksan olaylarına katılan tüm Kazak gençlerini, protestolara katılmalarının bedellerini hayatlarıyla ödeyen tüm Kazak gençlerini rahmet ve saygıyla andığını söylemiştir. Kazakistan'ın ciddi bir krizler ile yüz yüze geldiğini söyleyen Dr. Turgay. Bütün bunlara rağmen Kazakistan çok hızlı bir şekilde uluslararası sisteme uyum sağlamayı da başarmıştır. Türkiye'den baktığımızda Kazakistan’ın yükselen grafiğinin Avrasya'daki barışçıl statüsünü gururla takip ediyoruz ve bundan memnunuz.’’ dedi. Dr. Düğen, Türk dış politikası içerisinde de Türkiye’nin Türk dünyası politikası açısından da Kazakistan’ın konumunu gururla takip ettiğini belirterek sözlerine son vermiştir.

Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na Bağlı Kazakistan Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Sosyolojik Araştırmalar Bölümü’nün Uzman Araştırmacısı, Nursultan Nazarbayev Vakfına Bağlı Bilim Konseyi Üyesi Dr. Yermek Toktarov 16 Aralık 1991 tarihinde Kazakistan’ın bağımsızlık kazanmasından bu yana geçen yaklaşık 30 yıllık süre içinde kendisini geliştirmek için büyük atılımlar gerçekleştirmekte olduğunu belirtti. Kazakistan’ın, geçmişte yaşanan bütün olumsuzluklara karşılık gelişmeyi ve ilerlemeyi öne aldığını ve dünyanın en gelişmiş ilk otuz devleti içinde yer almayı kendisine hedef olarak belirlediğini vurguladı. Dr. Toktarov, Kazakistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in, ülkenin ideolojik sorunlara uğramadan ilerlemesi yolunda atılması gereken adımları “Manevi Canlanma” felsefesi içinde anlattığını; kültürün ve geleneklerin korunması öncelikli olmakla birlikte Kazakistan’ın faydasına olan bütün yeniliklerin de pragmatizm çerçevesinde alınacağını da vurguladığını anlattı.

Panelin sonunda programın moderatörlüğünü yapan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer, tüm katılımcılara teşekkürlerini dile getirdi ve “yaşasın Kazakistan-Türkiye dostluğu” ifadesiyle sözlerini tamamladı.