Ahmet Yesevi Üniversitesinde “Macaristan’ın Doğu Açılımı: Türk Dünyası ile İlişkileri” Konferansı Düzenlendi31 Aralık 2020

29 Aralık 2020 tarihinde Macaristan Bilimler Akademisi Etnoloji Enstitüsü Kıdemli Araştırma Görevlisi Dr. David Somfai “Macaristan’ın Doğu Açılımı: Türk Dünyası ile İlişkileri” başlıklı online konferans verdi.

Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer’in takdim konuşmasından sonra söz alan Dr. David Somfai, ana hatlarıyla Macaristan’ın Türk Dünyası ile ilişkileri hakkında detaylı bilgiler verdi.  Macar halkının geçmişten bugüne kadar olan tarihine genel bir bakış sunan Dr. David Somfai, eski zamanlarda Macarlar’ın Sibirya ve Kafkaslar arasındaki uçsuz bucaksız bozkırlarda yaşadığını belirtti. Antik çağlardan beri bölgenin göçebe ülkeleri arasında çeşitli ortak dillerin (lingua franca) yayıldığını da anlatan Dr. David Somfai, Saka gibi eski Türk dillerinin Güney Avrasya’da, eski Ugorca veya Macarcanın Kuzey Avrasya’da yaygın olduğunu ifade etti. Dr. David Somfai, bu dilin büyük olasılıkla Türk dillerinden biri olduğunu ve Doğu’daki Moğol ve Tang-Mançu (Altay dilleri grubu) dilleri üzerinde de büyük etkisi olduğu açıklayarak Ugor (Macar) dilinin de Fin-Permiyen ve Samoa dilleri üzerinde ve Khanty-Mansi (Obi-Ugric) dilinin oluşumunda büyük bir etkiye sahip olduğundan bahsetti.

Konferansın devamında, Macarlar’ın 7. yüzyılda Volga boyunda Batı Türk Hakanlığı’nın bir parçası olduğuna değinen Dr. David Somfai, Batı Türk (On-Ok) Hakanlığı’nın düşüşünden sonra Bulgar ve Hazar devletleriyle yakın temas hâlinde olduğu ve o dönemde tüm Bulgar dillerinin Macarlar’ın dili üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğu hakkında bilgiler sundu. Dr. David Somfai, 7. yüzyılda Onogur halkının Pannonia bölgesine (şimdiki Batı Macaristan) taşındığını belirterek 9. yüzyılda Hazar Devleti zayıflarken Almuş ve Arpad’ın (Tuğrul hanedanı) Pannonia’yı (895) fethederek Macar devletini kurduğunu söyledi. Ayrıca, bu eyaletin diğer bölgelerde Onogur eyaleti olarak tanındığını anlatarak 948’de Bizans imparatoru ile görüşen Macar Büyükelçisi Bulchu Kharka’nın Arpad’ın bölgesinden yani Hazar Denizi topraklarından gelen Türkler olarak kaydedildiğini ifade etti.

Macar isminin sadece 12. yüzyılda yazılı kaynaklarda görünmeye başladığını kaydeden Dr. David Somfai, Hazar Hakanlığı’nın düşüşünden sonra Kuman-Kıpçak göçebe kabilelerinin Volga, Kafkasya ve Kırım’da yaşadığını ve Kuman Kıpçakları arasında doğuda Magyar (Onogur) gibi kabilelerin bulunduğunu belirtti. Ayrıca, Macarlar’ın yazılı tarihinde atalarının Skahas (Alanlar) ve Hunlar (Onogurlar) olarak anlatıldığını da ifade etti.

19. yüzyılın sonlarında ise Alman dilbilimcileri (Budenz, Hunsdorfer), Macar (Ugric) dilinin Fin-Permiyene diline Türk dilinden daha yakın olduğuna inandıklarını ve Türk dilleriyle olan bağlantısından şüphe ettiklerini belirten Dr. David Somfai, bu teorinin modern Uralist dilbilimciler tarafından kabul edilmediğini de anlattı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde ve sonra Sovyet döneminde Macar bilim adamlarının bu teoriyi desteklediğinin altını çizen Dr. David Somfai, ancak 21. yüzyılda bunun yanlış olduğunun anlaşıldığını ve Türk halklarıyla bağların arttığını ifade etti.

Macaristan’ın 2018 yılında Türk Konseyi’ne gözlemci üye olarak katıldığının ve 2020 yılında Budapeşte’de Türk Konseyi Avrupa Merkezi olmasının Macaristan için büyük önem taşıdığını belirten Dr. David Somfai, ülkenin modern Türk ülkeleriyle kültürel, bilimsel, siyasi ve sosyal ilişkilerinin güçlenerek devam edeceğinin altını çizdi.

Konferansın sonunda Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer, verimli ve faydalı geçen konferans için Dr. David Somfai’ye teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.