Ahmet Yesevi Üniversitesinde “Orta Asya’da Su Kaynakları Yönetimi Politikası” Konferansı Düzenlendi17 Mayıs 2021

13 Mayıs 2021 tarihinde Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer, “Orta Asya’da Su Kaynakları Yönetimi Politikası: Entegre Su Kaynakları Yönetimi (IWRM) Paradigması Ne Sunuyor?” başlıklı çevrim içi konferans verdi.

Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer sunumunda, Orta Asya’nın, farklı medeniyetlerin kesişme noktasında yer alan bir bölge olduğunu belirterek ana hatlarıyla susuz yaşamın olmayacağını, suyun doğada ve insan yaşamındaki önemini her zaman anlatarak Orta Asya'da Su Kaynakları Yönetimi Politikası hakkında bilgiler sundu. Su kaynakları alanındaki terimlerin ve anlamlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğinden bahseden Doç. Dr. Vakur Sümer, terimlerin kullanımında sıklıkla yanlışlıklar ve hatalar yapıldığını açıkladı. Örneğin, “su stresi” teriminin birkaç spesifik kavram daha içerdiğini ifade etti ve su kısıtının (water scarcity), su stresi ile eş anlamlı olmadığını vurguladı. Orta Asya bölgesinde de su stresi ile ilişkili birkaç problemin varlığından bahseden Doç. Dr. Vakur Sümer, bunların arasında genel su kısıtı, su kaynaklarının kötü yönetimi ve verimsiz kullanımının bulunduğunu belirtti.

Konferansın devamında, Doç. Dr. Vakur Sümer, Entegre Su Kaynakları Yönetimi (IWRM) raporuna göre 2040 yılına kadar Orta Asya’nın beş ülkesinin de su stresi çeken ülkeler listesine dâhil edileceğini söyledi. Ülkelerin su kullanımındaki payına bakıldığında, Özbekistan’ın, mutlak anlamda en çok suyu kullandığını dile getirdi. Türkmenistan ise su kaynaklarının kullanımında verimsizlik açısından başı çekiyor ve bu nedenle kişi başına en yüksek su tüketimi göstergesine sahip ülke durumunda. Sümer, su stresinin öncelikle bölgedeki artan nüfus ve kişi başına su tüketimindeki artış nedeniyle zamanla büyüdüğünü ifade etti.

Ayrıca, iklim değişikliğinin de bu sorunun şiddetlenmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Vakur Sümer, bölge topraklarının önemli bir kısmının kurak olmasından başka, yağışlarda hafif bir düşüş ve sıcaklıktaki küçük artışların bile su stresi için çok kötü olduğunu anlattı. Doç. Dr. Vakur Sümer’e göre, su üzerine yaşanabilecek çatışmaların zamanla daha sık hâle gelmesi ve “su” kelimesinin uluslararası gerilimde giderek daha fazla yer alması bekleniyor. Doç. Dr. Sümer, su kaynakları konusunda ihtilafların sıcak çatışmaya dönüşme riskinin bulunmadığına dair görüşlerin de var olduğundan söz etti. Birincisi, çatışmaların maliyeti, onları başlatmayı planlayan taraflar için çok yüksek olacaktır. Savaş, çok maliyetli bir iştir. İkinci olarak böyle bir çatışmaya giren tarafların her biri, bu temelde bir çatışmanın herhangi bir fayda vaat etmediğini ve su sorununun daha da kötüleşeceğini önceden bilir. Demokratik ülkeler arasında, bu tür çatışmalar daha da az olasıdır çünkü bu tür ülkeler, herhangi bir gerginliği barışçıl bir şekilde çözmek için ellerinde çok sayıda araca sahip bulunmaktadır. Bir diğer neden de sınıraşan su kaynaklarının yönetimi ile ilgili kurulan kurumsal rejimlerin dayanımı çok yüksektir ve pek çok konuyu fazla büyümeden çözme kapasitesine de sahiptir.

Doç. Dr. Vakur Sümer’e göre, Orta Asya’daki su stresi sorununun temel nedeninin öncelikle tarımda verimsiz su kullanımıdır. Tarımın bu büyük su tüketimine karşın GSYİH içindeki payının çok düşüktür.. Tarım arazilerinin yalnızca %5’i IWRM standartlarına uygun olarak su kullandığını ifade eden Doç. Dr. Vakur Sümer, bu sektörde suyun daha akılcı kullanımının ekonomiye zarar vermeden durumu önemli ölçüde iyileştirecek bir faktör olduğunu açıkladı. Ayrıca, bölge için ana tavsiyeler arasında su sektöründeki mevzuatın ve uygulamanın iyileştirilmesi, farklılaştırılmış tarifelerin getirilmesi ve kamuoyunun da su sorunlarının çözümüne dâhil edilmesinin yer aldığını bahsetti.

Konferansın sonunda, katılımcılar konuyla ilgili görüş alışverişinde bulundular. Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer, konferansa katılan tüm katılımcılara teşekkür ederek su konusunun toplumdaki en önemli konulardan biri olduğunu ve her zaman insan yaşamı için gerekli koşullardan birinin su olduğunu anlatarak konferansı sonlandırdı.